Sürdürülebilir finans, iş ve yatırım kararları alırken finansal ve mevzuatsal risklerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişimle ilgili unsurları dikkate alma sürecini ifade eder. Çevresel hususlar, iklim değişikliğinin azaltılması ve adaptasyonu, biyolojik çeşitliliğin korunması, kirliliğin önlenmesi ve döngüsel ekonomi gibi daha geniş anlamda bir çevreyi kapsarken, sosyal hususlarda eşitsizlik, çalışma ilişkileri, beşeri sermaye ve insan hakları gibi konular yer almaktadır. Yönetişim unsuru ise yönetim yapıları, çalışan ilişkileri ve yönetici ücretleri gibi konuları ele almaktadır. AB düzeyinde sürdürülebilir finans, özel yatırımı iklime duyarlı, iklime dirençli, kaynak verimli ve adil bir ekonomiye geçişe kanalize ederek Avrupa Yeşil Anlaşmasının hedeflerinin sağlanmasını desteklemeyi ve AB’nin iklim ve sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin taahhütlerini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Sürdürülebilir finans, yatırımları daha sürdürülebilir teknolojilere ve işletmelere doğru yeniden yönlendirme, büyümeyi uzun vadede sürdürülebilir bir şekilde finanse etme, düşük karbonlu, iklime dirençli ve döngüsel bir ekonominin yaratılmasına katkıda bulunma konularında önem arz etmektedir.

Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, yenilikçi finansal araç ve ürünlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı işbirliklerinin artırılması sürdürülebilir finansın öncelikli konuları arasında yer almaktadır. Sanayide, taşıtlarda ve binalarda enerji verimliliği, enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, endüstriyel süreçlerde kaynak verimliliği, alternatif ve yenilenebilir enerji kaynakları ve ilgili teknolojileri düşük karbonlu ekonomiye geçişin konuları arasında yer almaktadır. Yenilikçi finansal araç ve ürünlerin topluma ve olumlu katma değer sağlaması anlayışı yatırımcıların giderek daha fazla ilgisini çekmektedir. Sürdürülebilir finans ürünleri çevresel ve sosyal gelişim yatırımları için alternatif finansman kaynağı da yaratmaktadır. Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmak için belirlediği 17 hedefte önemi vurgulanan işbirliklerinin çoğaltılması için, iş dünyasına ve finans kuruluşlarına önemli görev düşmektedir. İş dünyasının, kamunun, sivil toplumun, uluslararası organizasyonların, finans kuruluşlarının ve üniversiteler arasında kurulan ortaklıkların, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için işbirliği içinde olmaları sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmak adına önem arz etmektedir.

Finans sektörü sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşabilmek adına uzun vadeli projeler geliştiren şirketler ve projelerin kredilendirilmesini sağlayan finans kuruluşlarının sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi, kredi değerlendirme süreçlerinde finansal, teknik ve ekonomik konular dikkate alındığı gibi çevresel ve sosyal etki başlıklarının da değerlendirilmesi risk yönetimini daha etkin kılmakta, böylelikle sürdürülebilir kalkınmaya yapılan yatırımları artırmaktadır. Bu amaçlara ulaşabilmek için yıllık 2,5-3 milyar ABD doları civarında yatırım ihtiyacının bulunması başta bankacılık olmak üzere tüm finans sektörüne büyük sorumluluk yüklemektedir. Finans sektörü, piyasada farkındalık yaratma, kapasite geliştirme, yönlendirme ve yaptırım gücü ile öncü olmakla birlikte, finanse ettikleri projeler nedeniyle oluşan etkilerin doğrudan sorumlusu konumundadırlar.

Aralık 2015’te imzalanan 195 ülkenin onayıyla kabul edilen Paris İklim Anlaşmasının iklim değişikliği ile mücadelede sürdürülebilir ekonominin geliştirilmesi, kaynak, çevre ve enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, çevre şartlarının korunması ve iyileştirilmesine yönelik her türlü yatırımın teşvik edilmesi ve önceliklendirilmesi tüm finans kuruluşlarının temel prensibi olmalıdır. 11 Aralık 2019’da Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayımlanan Avrupa Yeşil Anlaşması 2050’ye kadar hüküm sürdüğü coğrafyayı, iklime, çevreye, doğaya karşı duyarlı ve zararsız kılmak hedefiyle yayımlanmıştır. Avrupa Yeşil Anlaşması ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırıldığı modern, kaynak verimli ve rekabetçi bir ekonomiyle AB’yi adil ve refahı yüksek bir topluma dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir büyüme stratejisi ve yol haritası sunmaktadır. 2050 hedeflerine ulaşmak için tüm sektörlerin harekete geçmesi gerekmektedir. Çevre dostu teknolojilere yatırım yapmak, inovasyon için endüstriyi desteklemek, daha temiz, daha ucuz ve daha sağlıklı özel ve toplu taşıma araçları sunmak, enerji sektörünün karbondan arındırılması, binaların daha enerji verimli olmasını sağlamak, küresel çevre standartlarını iyileştirmek için uluslararası ortaklarla çalışmak Avrupa Yeşil Anlaşması’nın faaliyet planları arasında yer almaktadır.

Bu kapsamda tüm dünyada yapılan birtakım çalışmalar bulunmaktadır. Uluslar üstü örneklerinde, Birleşmiş Milletler küresel çevre fonu, çevre programı finans girişimi ve iklim yatırım fonu bulunmaktadır. 2000’li yılların ortasından itibaren kalkınma bankaları iklim değişikliği ile mücadeleyi hedefleyen programları kapsamında sürdürülebilirliğin finansmanına ağırlık vermeye başlamışlar, yeşil krediler ile çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik bozulmalardan herhangi birinin azaltılmasını taahhüt eden projelere düşük faiz imkanı sunmaktadırlar. 2007 yılında Avrupa Yatırım Bankası, türünün ilk örneği olan İklim Farkındalık Tahvilini çıkarmıştır. 2011 yılından bu yana ise hızla büyüyen küresel ölçekte 226 milyar ABD dolarına ulaşan bir yeşil tahvil piyasası bulunmaktadır. 2017 yılında, UN Global Compact üyesi yedi banka Global Compact Türkiye, Sürdürülebilir Bankacılık ve Finans Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Global Compact Türkiye Sürdürülebilir Finansman Bildirgesi’ne imza atmıştır. 2017 Aralık ayında Dünya genelinde Merkez Bankaları ile finansal piyasaları düzenleyici kurumları yeşil finansman sisteminin geliştirilmesi amacıyla ağ oluşturmuşlardır. 2018 yılında Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı ‘Sürdürülebilir Büyüme için Finansman Eylem Planı’ yeşil finansmanda sınıflandırma konusuna dikkat çekmektedir. Sınıflandırmanın çevresel olarak sürdürülebilir yatırımlara çerçeve oluşturması ve uzun vadede daha güçlü bir yeşil finans pazarı oluşturması hedeflenmektedir. Özellikle Covid-19 sürecinde sürdürülebilir finans olgusunun rolü ve anlamı daha fazla anlaşılmaya başlanmakla birlikte, sosyal tahviller yükselen trend içinde yerini hızla almakta, sürdürülebilirlik temalı tahvillerin de artık salgınla mücadelede öne çıkan finansal mekanizmalar arasına girdiği anlaşılmaktadır.

Sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına Türkiye’de bulunan şirketler arasında sürdürülebilirlik konusundaki anlayış, bilgi ve uygulamaların artması adına Borsa İstanbul tarafından BIST Sürdürülebilirlik Endeksi, şirketlere sürdürülebilirlik performanslarını yerel ve küresel anlamda karşılaştırma imkanı vermektedir. Endeks yatırımcıların sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk ilkelerini benimseyen şirketleri ayırt edip bu şirketlere yatırım yapmalarını sağlayacak araç sunmaktadır.

Doğal kaynakların daha verimli kullanılması, daha az atık oluşturulması ve atıkların tekrar kullanılabilmesi, bu sayede daha az karbon salımı oluşturarak maliyetlerin düşürülmesi temel önceliğimiz olmalıdır. Finans kuruluşları için de finansmanını sağladığı projelerde çevresel ve sosyal standartların yerine getirilmesi zorunlu olmalıdır. Bankalar için sürdürülebilir bankacılık ilkeleri geliştirilmiş olup, bankaların bu ilkeleri benimsemeleri beklenmektedir. Bankalar finansman sağlamayacakları sektörleri içeren yasaklı liste belirlemektedirler. Finansal kaynakların kullanımında sürdürülebilirlik ile uyumun önemli kriter haline gelmesiyle, projelerinin finansmanını isteyen işletmelerin sürdürülebilirlik ile uyumu iş öncelikleri arasında yer almalıdır.

Türkiye’nin ihracatının yüzde 50’sinin AB’ye olduğunu dikkate aldığımızda ve 2021 yılı sonuna kadar Avrupa Yeşil Plan düzenine geçiş şart olduğundan, tüm sektörlerin sürdürülebilirlik kavramına odaklanması gerekmektedir. Ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile üretici ve tüketicilerin sorumlulukları belirlenmekte, standartlar ve kriterler ortaya konulmaktadır. İlgili düzenlemeler, standartlar ve kriterler küresel ticarete yön vermekte, üretilen mal ve hizmetlerin sürdürülebilirlik ile uyumlu olması koşulu aranmaktadır. Bu amaçla sürdürülebilirlik kodları ve etiket sistemleri geliştirilmekte, bu etiketlere sahip firmalar da tercih edilirlik konusunda avantaj elde etmektedir. Türkiye’nin karbon ayak izinin düşük olması ve Türk İhraç ürünlerinin üzerindeki ‘green’ etiketi AB’ye olan ihracatımızı önemli derecede artıracaktır. İmalat sanayide, tüm ihraç edilebilir mal ve hizmetlerin üretiminde yenilenebilir enerjiye, hidro, güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi imkanları üzerinden elektrik üretiminin ve kapsamlı bir atık yönetiminin Türkiye’yi AB ile ticarette önemli rakipleri karşısında öne çıkaracaktır. Sürdürülebilirlik ve iş dinamiklerini birlikte ele alan, paydaş katılımı ile kapsayıcı bir yönetim modeli geliştiren şirketler, rekabette bir adım öne geçecektir.

Faydalı linkler;

https://ec.europa.eu/info/strategy/priorities-2019-2024/european-green-deal_en

http://www.skdturkiye.org/

https://www.globalcompactturkiye.org/

https://tim.org.tr/files/downloads/Strateji_Raporlari/T%C4%B0M%20S%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilirlik%20Raporu.pdf

http://www.escarus.com/